Tarih:

Paylaş:

BRICS+’ın Batı Hegemonyasına Meydan Okuması

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

On yıllardır süren gerginlik ve ara sıra yaşanan şiddet olaylarıyla karakterize edilen İsrail-Filistin çatışması, 7 Ekim 2023 tarihinde Filistinli militan grup Hamas’ın İsrail’in güneyini hedef alan sürpriz saldırısıyla önemli bir tırmanışa sahne olmuştur. İsrail de misilleme olarak Hamas’ın kontrolü altındaki yoğun nüfuslu Filistin toprakları olan Gazze Şeridi’ni hedef alan bir dizi hava saldırısı başlatmıştır. Bu olayların ardından uzun bir süre devam eden saldırılar ve karşı saldırılar yaşanmış, bu da geniş çaplı yıkım ve can kaybıyla sonuçlanmıştır. Çatışma devam ettikçe uluslararası ilgi de yoğunlaşmış ve birçok dünya lideri durumu yakından izleyerek ilgili tarafların tepkilerini değerlendirmiştir.

Küresel toplum arasında İsrail’in savunma politikalarına yönelik eleştiriler artmaya başlamıştır. Orantısız güç kullanımı ve bunun sonucunda meydana gelen sivil kayıplar çeşitli çevrelerden kınama almıştır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa’nın İsrail’in meşru müdafaa hakkına verdiği yaygın desteğe rağmen BRICS+ ülkeleri,[1] İsrail Devlet Başkanı Binyamin Netanyahu’nun askeri politikalarına karşı yavaş yavaş ayağa kalkmaktadır. Bu karşıtlık, yeni bir uluslararası gerçekliği ortaya çıkarmaktadır: Günümüzün çok kutuplu dünyasında Batılı anlatıya meydan okuyan büyük güçlerin ortaya çıkışı, Küresel Kuzey’in fikirleriyle uyumlu olmayan uluslar için cazip bir alternatif sunmaktadır. Batılı duruştan farklılaşma, küresel gücün değişen dinamiklerinin ve Batılı olmayan perspektiflerin uluslararası ilişkiler üzerindeki artan etkisinin altını çizmektedir.

Güney Afrika’nın Gazze’deki Filistinlilere soykırım uyguladığı iddiasıyla İsrail’i Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) götürme kararı bu yeni gerçeği gözler önüne sermektedir. Dava yaygın olarak Batı’nın hakim pozisyonuna meydan okuyan provokatif bir jest olarak görülmüştür. İsrail’in savunma politikalarının güçlü bir muhalifi olarak ülkenin duruşu, Küresel Kuzey’den İsrail’in meşru müdafaa hakkına verilen yaygın desteğin ortasında kendisini önemli bir muhalif ses olarak sunmaktadır.

İsrail, sivil kayıpları en aza indirme taahhüdüne ve askeri operasyonlarında Filistin halkını değil, Hamas’ı hedef aldığını belirtmesine dayanarak soykırım suçlamalarını sürekli olarak reddetmiştir. Bununla birlikte 2022 yılında Ukrayna’ya saldırısının ardından Rusya’ya yöneltilen uluslararası kınama ve bazı ülkelerin Gazze-İsrail çatışmasını ele alma konusundaki pasifliği, Küresel Güney’de küresel Batılı güçlerin tarafsızlığına ilişkin şüpheler uyandırmaktadır. Farklı bölgelerdeki çatışmalara verilen tepkilerdeki bu zıtlık, çifte standart ve uluslararası hukukun seçici bir şekilde uygulanmasına ilişkin endişeleri vurgulamaktadır.

Güney Afrika’nın ardından Brezilya da İsrail Ordusu’nun Gazze’deki eylemlerini kınamasıyla dikkat çekmiştir. Başkan Luiz Inacio Lula da Silva’nın Addis Ababa’daki Afrika Birliği Zirvesi’nde sarf ettiği güçlü sözler, Brezilya’nın Gazze’deki şiddeti kınama konusundaki kararlılığını göstermiş ve Holokost gibi vahşetlerle çarpıcı tarihsel paralellikler kurmuştur. 18 Şubat 2024 tarihinde düzenlenen basın toplantısında Lula şunları söylemiştir. “Brezilya Hamas’ı kınamıştır, ancak İsrail Ordusu’nun Gazze Şeridi’nde yaptıklarını da kınamaktan kaçınamaz.”[2]

Mısır’ın Refah’taki askeri eylemlere karşılık olarak İsrail’le olan barış anlaşmasını askıya alma ihtimali, İsrail’in bölgedeki politikalarına ve eylemlerine meydan okuyan daha geniş bir hareketin de göstergesidir. İsrail ve Mısır arasında 1973 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra başlayan barışın temel taşlarından biri olan Camp David Anlaşmalarının askıya alınması ihtimali, statükodan önemli bir sapma olarak görülmektedir. Kahire yönetimi, İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah bölgesini bombalama ihtimaline karşılık olarak bu uyarıda bulunmuştur.[3] Refah, Gazze’ye insani yardım için birincil giriş noktası olarak özel bir öneme sahiptir. İsrail saldırısının neden olacağı herhangi bir aksama, hayati önem taşıyan malzemelerin kuşatma altındaki bölgeye ulaşmasını engelleyecek ve nüfus için zaten vahim olan insani durumu daha da kötüleştirecektir. Bu nedenle Mısır, güvenliğini korumak ve Sina Yarımadası’nı ya da daha geniş bölgesel dinamikleri istikrarsızlaştırabilecek herhangi bir yayılma etkisini önlemek için Gazze sınırının istikrarını tehdit eden herhangi bir eyleme izin veremez.

Grubun diğer büyük ülkeleri de benzer bir yaklaşım izlemiştir. Çin, Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) Filistinlilerin adaletten “mahrum bırakılmaması” gerektiğini vurgulayarak İsrail’in Filistin topraklarındaki eylemleri için hesap verebilirliği sağlamaya yönelik diplomatik bir çabanın altını çizmiştir.[4] Benzer şekilde Suudi Arabistan’ın bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan İsrail’le diplomatik bağlar kurmayı reddetme konusundaki tutumu da Filistinlilerin kendi kaderini tayin etmesine verilen desteğin önemli bir göstergesi olarak görülmektedir. Suudi Krallığın BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerine bir Filistin devletinin tanınmasını hızlandırmaları çağrısı, Güvenlik Konseyi’ndeki ülkelere, özellikle de ABD’ye, tutumlarını yeniden gözden geçirmeleri için bir baskı aracı olarak hizmet etmektedir.

Genel olarak BRICS+ bloğunun jeopolitik manzarayı şekillendirmede güvenilir ve etkili bir alternatif olarak giderek ivme kazandığı giderek daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu durum, küresel jeopolitikte, geleneksel olarak İsrail’in yanında yer almayan küçük ve orta ölçekli ülkelerin BRICS+ bloğunun duruşuna daha yakın durmak için pozisyonlarını değiştirebilecekleri kayda değer bir eğilimi yansıtmaktadır. Batı’nın İsrail’e verdiği destek, algılanan önyargısı nedeniyle artan eleştirilere maruz kalırken, BRICS+ ülkeleri küresel meselelere daha dengeli ve ilkeli bir yaklaşım sunuyor gibi görünmektedir. Bu gelişen jeopolitik manzara, diplomatik ittifakları, güç dinamiklerini ve uluslararası ilişkilerin gidişatını yeniden şekillendirerek yeni bir küresel yönetişim ve işbirliği çağı oluşturacaktır.


[1] Genişletme sonrasında Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika, Mısır, Etiyopya ve İran’dan oluşmaktadır.

[2] “Brazil’s president stirs controversy by comparing war in Gaza to the Holocaust”, Le Monde, https://t.ly/dwvq0, (Erişim Tarihi: 23.02.2024).

[3] “Invasion of Rafah could threaten key Israel-Egypt peace treaty: Report”, Politico, https://www.politico.eu/article/invasion-rafah-threaten-key-isreal-egypt-peace-treaty-report-gaza-hamas/, (Erişim Tarihi: 23.02.2024).

[4] “China tells ICJ justice ‘must not be denied’ to Palestinians”, AlJazeera, https://t.ly/BkmTF, (Erişim Tarihi: 23.02.2024).

Gadea Albaladejo LÁZARO
Gadea Albaladejo LÁZARO
Valensiya Avrupa Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler Bölümü